İş Davalarında Arabulucuya Başvuru Zorunluluğu

İş Davalarında Arabulucuya Başvuru Zorunluluğu başlıklı konumuza geçmeden önce genel hatları ile arabuluculuğa ilişkin bilgi vermek gerekirse; Arabuluculuk uyuşmazlık çözüm yöntemi 22/06/2012 tarihinde Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6325 Sayılı Yasa ile uygulanmaya başlamıştır. Bu yasanın 1/II maddesinie göre tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde arabuluculuk müessesesi uygulanır. Arabulucu: Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş bulunan gerçek kişidir. (6325 s.K.HUAK., m2)

İş Mahkemelerinde dava sayısının çok olması, her konuda taraflar anlaşma yoluna gitmeden iletişimsizlikten kaynaklı dava yolunu tercih etmek istemeleri iş davalarında arabulucuya başvuru zorunluluğu getirmeyi zaruri kılmıştır. Bu düşüncenin temelini pek çok gelişmiş ülkelerde olduğu gibi yargı erkinin üzerindeki iş yükünü azaltmak ve taraflar için daha hızlı, tatmin edici sonuca ulaşabilmek oluşturmaktadır [1]. Bir diğer nedeni de arabuluculuk sürecinde gizlilik prensibi esas alındığından aleni olan yargısal faaliyetlere tercih edilmesidir.

Temel anlatımı ile arabuluculuk tarafların anlaşması ve ortak bir paydada buluşması için tarafsız ve bağımsız üçüncü bir kişinin sürece dahil olmasıdır. Arabulucu arabuluculuk süreci içerisinde hukuki görüş belirtmekten ve taraflara kendi kanaatini belirterek yönlendirme yapmaktan kaçınmak zorundadır. [2] Belirtmek gerekir ki iş sözleşmesi devam eden işçilerin çalışma hayatından kaynaklı şikayetleri çalışma ve iş kurumu il müdürlüklerine yapılmalıdır [3] ancak iş sözleşmesi fiilen sona eren işçiler ise arabuluculuk süreci sonrası dava yoluna gidebileceklerdir.

İş Davalarında Arabulucuya Başvuru Zorunluluğu : Zorunlu Arabuluculuk

Tarafların üzerinde tasarruf edebilecekleri her türlü konuda arabuluculuk yoluna başvurulabilir ancak bazı uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvuru zorunlu kılınmıştır. İş Mahkemelerinde görülen davalarda, 12.10.2017 tarih ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3. maddesinde “dava şartı” olarak arabuluculuk müessesesi getirilmiş olup, zorunlu kılınmıştır. Buna göre; Kanuna, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. [4]

Davacı, arabuluculuk süreci sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Eğer bu zorunluluğa uyulmazsa, mahkeme davacıya son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği ve aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren bir davetiye gönderir. Eğer bu ihtarın gereği yerine getirilmezse, dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmadan davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa, herhangi bir işlem yapılmadan davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmesi kararlaştırılır. Bu nedenle, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda tutanağı sunmak için gerekli adımları atmaması durumunda davanın reddedileceği unutulmamalıdır.

İş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan maddi ve manevi zararlardan kaynaklanan tazminat talepleri ile bu tazminatlarla ilgili olarak açılan tespit, itiraz, destekten yoksun kalma ve rücu davaları, diğer davalardan farklı olarak dava şartından istisna tutulmuştur. Bu nedenle, iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle oluşan zararlarla ilgili davalarda arabuluculuk sürecini izlemek zorunlu değildir. Bu istisna, işçilerin ve çalışanların haklarının korunması, arabuluculuk sürecinin sağladığı pratikliğin suistimal edilmemesi amacıyla getirilmiştir. Çünkü iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan zararların önemli bir kısmı, çalışanların kusuru dışında işverenlerin veya işverenlerin sigorta şirketlerinin sorumluluğunda oluşmaktadır. Tazminat talepleri ile ilgili olarak işveren veya sigorta şirketi ile anlaşma sağlanamaması durumunda, dava açmak gerekebilir. Bu durumda, iş kazası veya meslek hastalığına bağlı tazminat talepleri için arabuluculuk süreci zorunlu olmasa da, dava açmadan önce bir avukattan hukuki destek almak faydalı olacaktır.

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 11. maddesi ve 4857 sayılı İş Kanununun 20. maddesinin birinci fıkrası “İş sözleşmesi feshedilen işçi, fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli bir sebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynı sürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuya başvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinde ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resen tebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.Arabulucuya başvurulmuş olması iş mahkemelerinde tazminat, alacak ve 20. maddeden de anlaşıldığı üzere işe iade davalarında da zorunlu kılınmıştır.

Arabuluculukta Yetki ve Yetki İtirazı

Yetki: Arabuluculuk sürecinin yürütülmesi için başvuru karşı tarafın ikametgahının bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna, karşı taraf birden fazla ise bunlardan herhangi birinin birinin bulunduğu yerleşim yerindeki arabuluculuk bürosuna, bulunduğu yerleşim yerinde eğer arabuluculuk bürosu yok ise o zaman adalet komisyonu tarafından görevlendirilen Sulh Hukuk Mahkemesi yazı işleri müdürlüğüne yapılmalıdır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 3/V maddesinde arabuluculukta yetki şu şekilde düzenlenmiştir: Başvuru karşı tarafın, karşı taraf birden fazla ise bunlardan birinin yerleşim yerindeki veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır.

Yetki İtirazı: Arabuluculuk bürosunun yetkili olup olmadığına ilişkin değerlendirme Arabulucu tarafından yapılamayacağı gibi bu hususta yetki itirazı ancak karşı tarafça ileri sürülebilir (en geç ilk toplantıda ileri sürülmesi gerekmektedir). Yetki itirazı sonrası Arabulucu dosyayı Arabuluculuk bürosuna teslim eder. Arabuluculuk bürosu tarafından yetki itirazı sonucu teslim alınan dosya Sulh Hukuk Mahkemesine sunulur ve yetkili büro bu şekilde Sulh Hukuk Mahkemesince belirlenir ve karar resen taraflara 7201 sayılı kanuna göre tebliğ edilir. (Bu sürece ilişkin herhangi bir harç talep edilmemektedir). Yetki itirazının kabulü halinde Sulh Hukuk Mahkemesinin kararının tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde yetkili büroya başvurulması halinde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Bu karara karşı herhangi bir kanun yolu bulunmamaktadır. İtirazın reddi durumunda yine aynı arabulucu ile sürece devam edilir.

Arabuluculuk Ücreti Nasıl Belirlenir ve Kim Tarafından Karşılanır?

Anlaşma Halinde: Arabuluculuk faaliyeti sonunda arabuluculuk ücreti, Arabuluculuk Ücret Tarifesinin İkinci Kısmına göre aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Bu durumda ücret, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olamaz. (Yani tarifede bir saatlik ücret Y olarak belirtilmiş ise bu 2xY TL olarak hesap edilecektir ) İşe iade talebiyle yapılan görüşmelerde tarafların anlaşmaları durumunda, arabulucuya ödenecek ücretin belirlenmesinde işçiye işe başlatılmaması hâlinde ödenecek tazminat miktarı ile çalıştırılmadığı süre için ödenecek ücret ve diğer haklarının toplamı, Tarifenin İkinci Kısmı uyarınca üzerinde anlaşılan miktar olarak kabul edilir.

Anlaşmama Halinde: Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. (Örneğin; 3 saat süren bir arabuluculuk görüşmesi sonunda Y olarak belirlenen arabuluculuk ücretinin 2xY TL kısmı hazine tarafından, üçüncü saat için olan kısmı da her bir taraf için Y/2 TL kadar karşılanacaktır) Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır, yani yargılama sonunda tarafların haklılığı ölçüsünde tahsil edilir.

Arabuluculuk Bürosuna Başvurmanın Zamanaşımına etkisi ve Görüşmelere Katılmamanın Müeyyidesi

Zamanaşımına etkisi: Arabuluculuk uyuşmazlık çözüm yöntemine başvurmasının en önemli sonuçlarından biri; arabuluculuk bürosuna başvurulmasından, son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının durması ve hak düşürücü sürenin işlememesidir.

Arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmaz. (6325 s.K.HUAK., m 16/II) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. (6325 s.K.HUAK., m 18-A/XV)

Müeyyidesi: Arabuluculuk bürosuna başvurulduktan sonra taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmaması sonucu sürecin ona ermesi halinde, toplantıya katılmayan taraf yargılama sürecinde haklı çıkmış olsa bile yargılama giderlerinden sorumlu olacağı gibi yapmış olduğu yargılama giderleri de üzerine bırakılacaktır.

Bu husus (6325 s.K.HUAK., m 18-A/XI) şu şekilde düzenlenmiştir: Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

SIKÇA SORULAN SORULAR

Evet, İş uyuşmazlıklarında işçi ve işveren, aralarında anlaşarak listede yer alan arabuluculardan birinin görevlendirilmesini talep edebilmektedirler.

Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir.

Başvuran taraf, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini arabuluculuk bürosuna verir. Ancak bunun mümkün olmaması halinde Büro, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkilidir. İlgili kurum ve kuruluşlar, büro tarafından talep edilen bilgi ve belgeleri vermekle yükümlüdür.

Son tutanak örneği dava dilekçesi ekine eklenmeden dava açılması durumunda davacı tarafa mahkemece ihtarat yapılır. İhtar gereği davacı tarafça yerine getirilmez ise bu durumda dilekçe davalı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın usulden reddedilecektir.

MAKALE ÖZETİ
KAYNAKLAR
[1] Bilgin, Hikmet: Kıta Avrupası Hukuk Sistemlerinde Arabuluculuk, Ankara Barosu Hukuk Gündemi Dergisi, 2009 Yaz, Sa.:11, s.9

[2] Özbek, Mustafa: Avrupa Konseyi Arabuluculuk Yönergesi Önergesi, s.196

[3] 4857 Sayılı İş Kanunu, Madde 91.

[4] 12.10.2017 tarih ve 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, madde 3.

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
En eski
En yeni
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

- YASAL UYARI -

yasal-uyari

MCT Hukuk Bürosu, sitede yer alan tüm bilgilerin, zaman içerisinde gelişim ve değişim gösterecek olan güncel hukuk sistemimize uyarlanacağına dair hiçbir garanti vermemektedir. Hukuki makalelerde yer alan bilgilerin dayandığı kanun hükümleri ve yargısal uygulamalar zaman içerisinde değişiklik göstermesi ihtimal dahilinde ve kaçınılmaz olup, ihtiyaç halinde yapılabilecek en doğru davranış, avukatınız ile birebir görüşmek ve destek almaktır. Bu anlamda tarafımızca hiçbir hukuki mesuliyet kabul edilmemektedir. Sitemizde yer alan bilgiler, mesleki dayanışma kapsamında meslektaşlar tarafından kullanılabilir. Ancak bu sitedeki yayınların haber sitesi vb. internet sitelerinde kullanılabilmesi için yayının alınmış olduğu kaynak açıkça gösterilmeli veya bu internet sitesine link verilmek suretiyle (backlink) kaynağa atıf yapılmalıdır; bu şartların sağlanmış olması halinde ayrıca MCT Hukuk Bürosu yetkililerinden izin alınmış olması gerekmemektedir.

KİTABIMIZ YAYINDA

OLAĞANÜSTÜ HAL HUKUKU