a

LinkedIn

Twitter

Copyright 2020 mcthukuk.com.
Tüm hakları mahfuzdur.

8:00 - 19:00

Çalışma Saatleri Pts. – Cum.

0312 284 16 61

Hukuki destek için arayın

Facebook

LinkedIn

Twitter

Arama
Menu
 
MCThukuk.com > Miras Hukuku  > Mirastan Feragatin Hükümsüzlüğü – TMK Düzenlemesi

Mirastan Feragatin Hükümsüzlüğü – TMK Düzenlemesi

Mirastan Feragatin Hükümsüzlüğü - TMK Düzenlemesi

TMK Mirastan Feragatin Hükümsüzlüğü ‘nü Nasıl Düzenlemiştir?

TMK m. 529 hükmüyle, sadece mirastan feragat sözleşmesinin hükümden düşmesi değil feragat eden mirasçının miras payının kimler arasında paylaştırılacağı da tespit edilmektedir. Türk Medeni Kanunu m. 529 hükmü kapsamında feragatten yararlanacak kimselerin tespiti ve mirastan feragat sözleşmesinin hükümden düşmesi hususunda iki ihtimal vardır. Birinci ihtimal, feragatin belirli bir kişi lehine yapılmış olması durumudur. Bu ihtimalde, feragatin kimin lehine yapıldığı açıkça mirastan feragat sözleşmesinde belirlenmiştir. Ancak sözleşmede feragatin lehine yapıldığı bu kimsenin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması halinde, feragatin hükümden düşüp düşmeyeceği düzenlenmemiştir. Bu durumda TMK m. 529/I hükmü uygulanır. İkinci ihtimal, feragatin herhangi bir kimse lehine yapılmamış olmasına ilişkindir. Bu ihtimalde taraflar, sözleşmede feragatin kimin lehine yapıldığına dair herhangi bir düzenleme yapmamışlardır. Bu durumda ise TMK m. 529/II hükmü dikkate alınır. İkinci ihtimal bakımından TMK m. 529/II hükmü, hem feragatten yararlanacak kimseleri hem de feragatin hükümden düşmesini düzenler.

Karşılık alınarak olsun veya karşılık alınmadan olsun TMK’nın 529’uncu maddesinde iki bozucu şartın gerçekleşmesiyle hüküm ifade etmeyecektir.

Feragatin belirli mirasçılar lehine yapılmış olması

Mirastan feragat açıkça belirlenen bazı kişi veya kişiler lehine ise, bunların miras bırakandan önce mirasçılık sıfatını kazanamamaları, herhangi bir sebeple mirasçı olamamaları halinde feragat hükümsüz kalır ve mirastan feragat eden kişi yeniden mirasçılık sıfatını kazanır. (TMK md.529/1: Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat hükümden düşer.)

Söz konusu hükmün uygulanabilmesi için, sözleşmede, feragatin belirli bir kişi lehine yapıldığının belirtilmesi gerekmektedir. Sözleşmeye dâhil edilmediği takdirde, mirasbırakanın tek başına feragat eden yerine bir kişiyi feragatten yararlandırmak istemesi bu hükmün uygulanması için yeterli değildir. Türk Medeni Kanunu m. 529/I’de ifade edilen belli bir kişi, bir kişi olabileceği gibi birden fazla kişi de olabilir. Diğer taraftan bu kişi veya kişilerin diğer yasal mirasçılardan biri veya birkaçı veyahut da üçüncü bir kişi olmasına engel yoktur.

Türk Medeni Kanunu m. 529/I hükmüne göre, feragat belirli bir kişi lehine yapılır ve bu kişi mirasbırakandan önce ölme, yoksunluk, red gibi herhangi bir sebeple mirasçı olamazsa feragat hükümden düşer. Böylece feragat eden yeniden mirasçılık sıfatını kazanır ve miras payını alır. Feragatin birden fazla kişi lehine yapıldığı durumlarda ise, aksi kararlaştırılmadıkça, bu sonucun doğması için lehine feragat yapılanlardan tümünün mirasçı olamaması gerekir. Feragatin lehine yapıldığı kişilerden birinin mirasçı olamadığı durumlarda ona düşen pay diğerleri arasında paylaştırılır

Feragatin Ortak Kanuni Mirasçılar Lehine Olması

Mirastan feragat halinde kimin lehine feragat edildiği gösterilmemişse feragat sözleşmesibrlirli kimseler lehine yapılmamışsa feragat en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olmaması halinde, feragat yine hükümden düşer. (TMK md. 529/2: Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa, en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat yine hükümden düşer)

Türk Medeni Kanunu m. 529/II’de feragatin belirli bir kişi lehine yapılmadığı durumda en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir. Ancak kanun koyucunun hükümde geçen “kök” ifadesiyle gerçek anlamda ortak kökü mü yoksa daha geniş olan zümreyi mi kastettiği açık değildir. Zira kök ifadesi zümre ifadesine göre daha dar kapsamlı olduğundan kök ifadesinin gerçek anlamda kullanılması mirastan feragat sözleşmesinin birçok durumda hükümden düşmesine sebep olur.

Türk Medeni Kanunu m. 529/II’ye göre mirastan feragat sözleşmesinin kimin lehine yapıldığı tespit edilmemişse feragat, en yakın ortak zümrenin altsoyu lehine yapılmış sayılır. Bu durumda feragat edenin miras payı feragat edenle aynı zümredeki diğer altsoy mirasçılar arasında paylaştırılır.

– Mirasbırakanın eşinin olması bu sonucu değiştirmez

Eşin Miras Hakkından Feragat Etmesi

Eşlerden biri diğer eşin mirasından belirli bir kişi lehine feragat etmişse, eşin miras payı TMK m. 529/I hükmüne göre bu kimseye gider. Zira bu durumda feragatin lehine yapıldığı kişi eşin miras payı oranında atanmış mirasçıdır. Bu kişi herhangi bir sebeple mirasçı olamazsa feragat hükümden düşer ve eş yeniden mirasçılık sıfatını kazanır.

Eşlerden birinin diğer eşin mirasından, feragatin kimin lehine yapıldığı belirtilmeden feragat etmesi durumunda ise TMK m. 529/II’ne göre feragatin kimin lehine yapılmış sayılacağı açık değildir. Zira eş zümre mirasçısı olmadığı ve her zümreyle birlikte mirasçı olduğu için bu durumda, feragatin kimin lehine yapılmış sayılacağını tespit etmek güçtür. Doktrinde eş feragat etmemiş olsaydı kimlerle mirasçı olacak idiyse, feragatin o mirasçılar lehine yapılmış sayılacağı; bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması durumunda feragatin hükümden düşeceği kabul edilmektedir.

Etiketler: