Kötüniyet Tazminatında İspat Yükümlülüğü ve Faiz Uygulamaları

Kötüniyet Tazminatında İspat Yükümlülüğü ve Faiz Uygulamaları

Yazar:
Av. Azar GOZALLI
AZAR GOZALLI
Yayın Tarihi:
Kategori:Blog
GÖNDERİLERE DÖN

1. Kötüniyet Tazminatı Nedir?

Çalışma hayatında işveren ile işçi arasındaki ilişkinin sonlandırılması süreci, çeşitli yasal kurallara bağlanmıştır. İşverenin fesih hakkını kullanırken dürüstlük ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı hareket etmesi durumunda kötüniyet tazminatı gündeme gelmektedir.

4857 sayılı İş Kanunu'nun 17. maddesinin 6. fıkrasında düzenlenen bu tazminat türü, işverenin fesih hakkını kötüye kullandığı durumlarda işçiye ödenmesi gereken yaptırım niteliğinde bir güvencedir. Ancak bu tazminattan faydalanabilmek için en temel şart, işçinin iş güvencesi kapsamı dışında bulunmasıdır. İş güvencesi kapsamında (30 veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az 6 aylık kıdemi olan işçiler) yer alan işçiler, feshin geçersizliği iddiasıyla ancak işe iade davası açabilir, ayrıca kötüniyet tazminatı talep edemezler.

2. Kötüniyet Tazminatında İspat Yükümlülüğü Kimdedir?

Hukukta genel bir kural olan "iddia eden iddiasını ispatla mükelleftir" ilkesi, kötüniyet tazminatı davalarında da geçerliliğini korur. Kural olarak, hizmet akdinin işveren tarafından kötü niyetle feshedildiğini ispat etmek işçiye aittir. İş sözleşmesinin feshedildiğini iddia eden işçi, bu iddiasını mahkemede somut olgularla ve delillerle ortaya koymak zorundadır.

Örneğin; sırf kıdem süresinin dolmasına kısa bir süre kala iş sözleşmesinin feshedilmesi tek başına kötüniyetin delili sayılamaz. İşçinin, feshin gerçekten kıdem hakkından mahrum bırakılmak amacıyla yapıldığını ispatlaması gerekir. Mahkemeler de bu tür davalarda delilleri eksiksiz olarak toplamalı, tanıkları dinlemeli ve gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırarak feshin kötüniyetli olup olmadığına karar vermelidir

- İspat Yükünün İşverene Geçtiği İstisnai Durumlar (Karineler)

Genel kural ispat yükünün işçide olması yönünde olsa da, bazı spesifik durumlarda olayların akışı gereği "kötüniyet karinesi" oluşur ve bu kez ispat yükü yer değiştirerek işverene geçer.

İşçinin, yasal haklarını aramak amacıyla işveren aleyhine dava açması, şikâyette bulunması veya işveren aleyhine tanıklık yapması nedeniyle işten çıkarılması hallerinde fesih doğrudan kötüniyetli kabul edilir. İşveren bu durumun aksini, yani feshin başka bir haklı veya geçerli nedene dayandığını iddia ediyorsa, bunu kanıtlamakla yükümlü olan taraf işverendir.

Kötüniyet Tazminatında İspat Yükümlülüğü Dengesi


3. Yargıtay Kararları Işığında Kötüniyet Hâlleri

Kötüniyet tazminatı hakkının doğabilmesi için İş Kanunu'nda hangi durumların kötüniyetli fesih sayılacağı tek tek sayılmamış, bu konu Yargıtay içtihatlarına ve genel hukuk kurallarına bırakılmıştır. Yargıtay kararlarına göre başlıca kötüniyet halleri şunlardır:

a) Şikâyet ve Yasal Hak Arama Nedeniyle Fesih

İşçinin yasalardan doğan bir hakkını talep etmesi (örneğin ödenmemiş ücretini istemesi), sigorta primlerinin yatırılmaması sebebiyle Sosyal Güvenlik Kurumu'na (SGK) veya Bölge Çalışma Müdürlüğü'ne şikâyette bulunması, Yargıtay tarafından açık bir kötüniyet hali olarak kabul edilmektedir.

Yargıtay Kararı Örneği: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin bir kararına göre; işyerinde sigortasız çalıştırılan işçinin, bu durumu Bölge Çalışma Müdürlüğü'ne şikâyet etmesi ve teftiş raporuyla tespit ettirmesinin ardından iş akdinin feshedilmesi net bir kötüniyet örneğidir.

b) İşveren Aleyhine Tanıklık Yapma

İşçinin, başka bir işçinin açtığı davada işyeri veya işveren aleyhine mahkemede dürüstçe tanıklık yapması nedeniyle işten çıkarılması kötüniyet tazminatı gerektirir. İşverenin, kendisine karşı ifade veren işçiyi cezalandırma amacıyla fesih yoluna gitmesi objektif iyiniyet kurallarına aykırıdır.

c) Hamilelik Nedeniyle Fesih

Kadın işçinin iş sözleşmesinin hamile olması nedeniyle sona erdirilmesi de Yargıtay tarafından kötüniyetli fesih olarak değerlendirilmektedir. Kadın işçi iş güvencesi hükümlerine tabi olmasa bile, hamileliği gerekçe gösterilerek işten çıkarıldığında kötüniyet tazminatı talep etme hakkına sahiptir.

d) Sendikal Faaliyetler ve Ayrımcılık

İşçinin sendikaya üye olması, sendikal faaliyetlere katılması veya işverenin yasal olmayan bir talebini (örneğin zorla sendikadan ayrılma isteği) reddetmesi sebebiyle sözleşmesinin feshi kötüniyettir. Yargıtay, işverenin işyerinde sendikalaşmayı engellemek amacıyla sendika üyesi işçileri işten çıkarıp yerlerine yeni işçiler almasını kötüniyetin güçlü bir belirtisi saymaktadır

4. Kötüniyet Tazminatı Nasıl Hesaplanır?

Kötüniyet tazminatı miktarının belirlenmesi yasada çok net ifade edilmiştir. İş Kanunu m. 17/6 uyarınca tazminat, bildirim (ihbar) süresine ait ücretin üç katı tutarında hesaplanmaktadır.

Hesaplama aşamasında şu kriterler dikkate alınır:

Tazminata Esas Ücret: 4857 sayılı İş Kanunu ve Deniz İş Kanunu kapsamında çalışanlar için hesaplama, fesih tarihindeki "giydirilmiş brüt ücret" üzerinden yapılır. Yani işçinin çıplak maaşına ek olarak aldığı yol, yemek, ikramiye gibi sürekli ödemeler de bu hesaba dahil edilir. Ancak, Basın İş Kanunu veya Türk Borçlar Kanunu'na (TBK) tabi çalışanlar için kötüniyet tazminatı "çıplak brüt ücret" üzerinden hesaplanmalıdır.

Kesintiler: Bulunan brüt kötüniyet tazminatı tutarından yalnızca Gelir Vergisi ve Damga Vergisi kesintileri yapılır. SGK primi kesintisi ise yapılmamaktadır.

Kötüniyet Tazminatı Hesaplama Usulü


5. Kötüniyet Tazminatında Faiz Uygulamaları

İşçinin hak ettiği tazminatı zamanında alamaması durumunda, alacağın değerini korumak ve işvereni temerrüde düşürmek adına uygulanan faiz kuralları büyük önem taşır. Kötüniyet tazminatı taleplerinde faiz uygulamaları iki ana başlıkta incelenir: Faiz Türü ve Faizin Başlangıç Tarihi.

Hangi Faiz Türü Uygulanır?

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile TBK hükümlerine göre; sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, kötüniyete dayalı fesihlerde "yasal faiz" (kanuni faiz) uygulanır. Eğer iş sözleşmesinde veya toplu iş sözleşmesinde yasal faizin üstünde özel bir oran veya farklı bir faiz türü (örneğin en yüksek mevduat faizi gibi) belirlenmişse, o oranın uygulanması gerekir. Ancak sözleşmede hüküm yoksa geçerli olan faiz türü yasal faizdir.

Faizin Başlangıç Tarihi Ne Zamandır?

Faiz başlangıcı, hukuki ihtilaflarda en çok tartışılan konulardan biridir. Kötüniyet tazminatında faizin başlangıç tarihi, sözleşmenin feshedildiği (işten çıkış) tarih değildir..

Temerrüt Durumu: Borçlar Kanunu hükümlerine göre faiz, işverenin usulüne uygun şekilde "temerrüde" düşürüldüğü tarihten itibaren işlemeye başlar. Eğer işçi, işverene fesih sonrası bir ihtarname çekerek kötüniyet tazminatını talep etmiş ve bir süre vermişse, bu sürenin bitimi temerrüt tarihidir.

Dava ve Islah Tarihi (Kısmi Dava): Eğer işveren dava öncesinde temerrüde düşürülmemişse, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 109 uyarınca açılan kısmi davalarda, dava dilekçesinde istenen miktar için dava tarihi, daha sonra ıslah dilekçesiyle artırılan kısım için ise ıslah tarihi faiz başlangıcı olarak kabul edilir.

Belirsiz Alacak Davası: HMK m. 107 kapsamında açılan belirsiz alacak davasında ise, işveren önceden temerrüde düşürülmemişse, davanın açıldığı tarihten itibaren faiz işlemeye başlar. Davacı alacağını daha sonra netleştirip talep artırımı yaptığında bile, belirlenen alacağın tamamı için davanın ilk açıldığı tarih faiz başlangıcı kabul edilecektir.



Özetle, kötüniyet tazminatı, iş güvencesinden yoksun işçilerin işverenlerin keyfi ve dürüstlük kuralına aykırı fesihlerine karşı korunmasını sağlayan en önemli yasal kalkandır. İspat yükümlülüğü kural olarak işçinin omuzlarında olsa da, işvereni şikâyet, yasal hak arama veya tanıklık etme gibi "kötüniyetin açık göstergesi" olan durumlarda ispat yükü yer değiştirerek işverene geçer.

Hakkını arayan çalışanların, ihbar süresinin üç katı olarak hesaplanan bu tazminat türünü talep ederken yasal faiz ve temerrüt tarihi gibi teknik detayları gözden kaçırmaması, alacaklarının tam ve eksiksiz tahsili açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay'ın istikrarlı kararları da, objektif iyiniyet sınırlarını aşan her türlü işveren işleminin yaptırımsız kalmayacağını açıkça göstermektedir.

Gönderiler

Benzer Gönderiler