İhbar Tazminatı: İş Sözleşmesinin Feshinde İhbar Süreleri ve Hesaplanması
İş sözleşmesinin feshinde ihbar tazminatı şartları, yasal ihbar süreleri ve matrah hesaplama yöntemlerine dair Yargıtay kararlarıyla desteklenen hukuki makale
DEVAMINI OKU »

İsmin, kişinin manevi gelişimi üzerinde etkisi olduğu gibi karakterine etkileri olduğunu ifade eden psikiyatri uzmanları bulunmaktadır. Bu bakımdan ismin, kişinin hayatı içerisindeki önemi yadsınamaz. Bununla birlikte çocuğa isim koyma noktasında eşlerden birinin bağımsız hakaret etmesi durumunda çocuğa konulan ismin diğer eş tarafından arzu edilmemesi, eşlerden birinin diğer eşin bilgisi dışında çocuğa geçmişte gönül ilişkisi kurduğu bir kimsenin adını vermesi gibi durumlarda yahut kişinin kendi isminin gülünç bir anlam ihtiva etmesi nedeniyle isminden memnuniyet duymaması veyahut ismin cinsiyeti ile uyumlu olmaması gibi durumlarda isim değişikliği davası gündeme gelebilmektedir. İsmin kamu düzenini ilgilendiren bir yönü bulunduğundan buna ilişkin bir mahkeme kararı olmaksızın bu talepler Nüfus Müdürlükleri tarafından değerlendirilmez. İsim değişikliği için bu husustaki haklı talepler ile birlikte asliye hukuk mahkemesinde isim değişikliği davası açmak gerekmektedir. Bu yazımızda isim değişikliği davasına dair pratik bilgilerle birlikte konu hakkındaki güncel Anayasa Mahkemesi kararı paylaşılacaktır.
Yakın geçmişte idari başvuru ile isim değişikliği talep edebilmek mümkündü. 7039 sayılı kanunla Nüfus Hizmetleri Kanununa eklenen Geçici 8. Madde ile 03/11/2017 tarihinden itibaren iki yıllık süreçte nüfus müdürlüğüne yapılacak yazılı bir başvuru ile isim değişikliği talep etme imkânı getirilmişti. Ancak bu talepler ismin genel ahlaka uygun olmaması, gülünç bulunan bir isim olması veya imla hatası içermesi gibi sebeplere dayandırılmalıydı. Bu uygulama 24/12/2019 tarihinde Nüfus Hizmetlerine eklenen Geçici 11. Madde ile devam ettirilmiş ve 3 yıl süreyle ismin gülünç olması, genel ahlaka aykırı olması veya imla hatası gibi nedenlerle değiştirilmesini e-devlet sistemi üzerinden talep edilmesine imkân tanınmıştır. 24/12/2022 tarihi itibariyle bu uygulama da sona ermiştir. Bu bakımdan bundan sonraki süreçte isim değişikliğine dair talepler bir mahkeme kararı olmaksızın mümkün olamayacaktır.
Mahkeme isim değişikliği talebinde ileri sürülen sebeplerin haklılığını araştırarak bir sonuca varacaktır. Bu davalarda hukuk yargılamasına hâkim olan taraflarca getirilme ilkesinden ziyade re’sen araştırma ilkesi uygulanmaktadır. Bu nedenle ileri sürülen olguların ispatı önem arz etmektedir. Gerçeğe aykırı sebeplere dayalı açılan davaların bu nedenle reddedilmesi mümkündür. Uygulamada en sık karşılaşılan durum, kişinin toplumda nüfus kayıtlarında yer alan ismiyle tanınmıyor oluşudur. Mahkeme bu durumda tanık anlatımlarını değerlendirecek ayrıca gerekli görürse kolluk vasıtası ile kişi hakkında yaşadığı çevreden bilgi toplayacak ve bu beyanların gerçeğe uygunluğunu denetleyecektir.
Ayrıca isim değişikliği talebinin meşru bir amaç taşıyor olması gerekmektedir. Yani isim değişikliği talebi, bir suç soruşturmasından kaçınmak yahut bir borç takibinden kaçınmak gibi nedenlere dayanmamalıdır. Bu hususta mahkemece kişinin hakkında aranma veya yakalama kararı bulunup bulunmadığı Emniyet Müdürlüğü’nden sorularak gerekli araştırmalar re’sen yapılmaktadır. Kişi hakkında yapılan araştırmada isim değişikliği talebinin meşru olmayan bir amaç taşıdığının tespit edilmesi durumunda da davanın reddedilmesi söz konusu olabilmektedir.
İsim değişikliği talep edilen çocuk ise velayete sahip olan eş çocuk için bu davayı açabilir. Ancak evlilik birliği devam ederken eşlerden biri diğerinin onayı olmadan velayet altındaki çocuk için bu davayı açması mümkün değildir. Diğer eşin onayı gerektiğinden dava diğer eşe bildirilir ve onay verilmediği takdirde velayet hakkının birlikte kullanılması gerekliliğinden dolayı davanın reddi söz konusu olabilecektir. Çocuğun isim değişikliğinin talep edilmesi durumunda çocuğun gelişim evresinin uygunluğuna göre mahkemece çocuğa görüşünün sorulması da söz konusu olabilecektir.
Bu dava kişinin yerleşim yeri mahkemesinde, davalı olarak o yerin Nüfus Müdürlüğü’ne karşı açılacaktır.
Davanın haklı sebebe dayanması gerektiğinden “ismimden hoşlanmıyorum, ismimin beni yansıttığını düşünmüyorum” yahut “çok sayıda düşmanım var, düşmanlarımdan kaçınmak için isim değişikliği talep ediyorum” minvalinde soyut olarak kabul edilebilecek gerekçelerin mahkemece reddedilme ihtimali yüksektir. Bu bakımdan sürecin bir avukat eşliğinde yürütülmesi arzu edilen sonuca ulaşılması bakımından elzemdir.
İsim değişikliğine ilişkin ilamın nüfus kayıtlarına işlenmesi ve ilanı gibi mahkeme sürecini tamamlayıcı süreçlerde bir takım değişikler öngören AYM iptal kararını inceleyelim.
Türk Medeni Kanunun 27. maddesinde isim değişikliğine dair hususlar düzenlenmiş olup mahkemece davanın kabulüne karar verildiği hallerde verilen hükmün nüfus kayıtlarına işlenmesi ve ilan edilmesi öngörülmüştü. Ancak Anayasa Mahkemesinin 25/12/2025 tarihinde vermiş olduğu ve 01/04/2026 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan kararı ile adın değiştirilmesine dair kararın ilan edilmesine ilişkin TMK m.27/2- 2.cümlesi, 14/11/2024 tarihli düzenlemeden sonra yeniden iptal edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilen TMK m. 27/2 hükmü şu şekildedir: “Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve Basın İlan Kurumunun ilan portalında ilan olunur. Bu ilanda; hükmü veren mahkeme, kararın verildiği tarih, dosyanın esas ve karar numarası ile adının değiştirilmesine karar verilen kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum tarihi, ana ve baba adı, önceki adı ve soyadı, mahkeme kararıyla verilen yeni adı ve soyadı yer alır.”
Bu hüküm daha öncesinde Anayasa Mahkemesinin 22/2/2024 tarihli ve E.2023/34, K.2024/60 sayılı kararına konu edilmiş ve bu karar akabinde yeniden düzenlenmişti. Anayasa Mahkemesi’nin E.2023/34, K.2024/60 sayılı kararında da isim değişikliğinin ilan edilmesi Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmişti. Bu kararda yapılacak ilanın hangi bilgileri içereceği açık ve net olmadığından düzenlemenin kanunilik ilkesine aykırı olduğu gerekçesine yer verilmiştir. Bu iptal kararından sonra yapılan14/11/2024 tarihli düzenleme ile yapılacak ilanda hangi verilerin yer alacağı açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre isim değişikliğine dair mahkeme ve ilam bilgileri, kişinin nüfusa kayıtlı olduğu yer, doğum tarihi, ana baba adı, önceki adı ve soyadı ile mahkeme kararıyla verilen yeni adın ilan olacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme de “ilan edilen verilerin kişisel veri niteliğinde olması, kişisel verilerin Basın İlan Kurumu’nun süresi belirtilmeksizin aleni hale getirilmesinin temel hak ve hürriyetlerin ölçüsüz olarak sınırlandırılması sonucunu doğurduğu ve Anayasa’nın 20. Maddesinde yer alan özel hayatın gizliliğini ihlal teşkil ettiği “şeklindeki gerekçelerle Anayasa Mahkemesi’ne itiraz başvurusuna konu edilmiştir.
Gerçekten de iptali istenilen TMK m.27/2 hükmü, kişisel verilerin korunmasını isteme hakkını ölçüsüz olarak sınırlamaktadır. Bu ilanda ana baba adı, doğum yeri ve tarihi, nüfusa kayıtlı olduğu yer gibi çok sayıda kişisel nitelikte veriyi barındırıyor olmasının yanı sıra ne kadar süreyle ilan edileceği belirtilmemesi de temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ve AY m.13 kapsamında bir ihlal barındırdığını göstermektedir. Ayrıca iptali istenen bu maddenin ölçülülük ilkesine aykırı olması bir yana somut olaya göre haklı menfaat bulunması durumunda isim değişikliğinin ilan edilmesinde hâkime takdir yetkisi tanımaması da kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı bağlamında özel hayatın gizliliğini ihlali (AYm.20) anlamına gelmektedir. Kişinin hayatını tehdit eden somut bir tehlikeden kaçınması gibi sebeplerle isim değişikliği talep etmesi halinde buna dair kararın yayınlanması, düzenlemeyle amaçlanan sonuçla da çelişmektedir. Kanun koyucu temel Anayasal ilkelerle bağlı olup temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın hakkın özünü ihlal etmeyecek şekilde Anayasa’da yer alan sınırlama nedenlerine uygun olarak sınırlanabilmesi mümkündür.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına gerekçe olarak;
“23. Ad değiştirme kararlarının zarar görecek kişilerin menfaatlerinin korunması amacıyla ilanla duyurulmasında kamu yararı bulunmakta ise de söz konusu kararın süresiz bir şekilde ilan edilmesinin kişisel verileri herkesçe bilinir hâle gelen kişinin menfaatleri üzerinde orantısız sonuçlar meydana getirebilecektir.
24. Öte yandan kuralda, ad değiştirme kararlarının kategorik olarak tamamının ilan edilmesi öngörülmekte; belli durumlarda söz konusu kararların ilan edilip edilmemesi hususunda hâkime takdir yetkisi tanınmamaktadır. Diğer bir ifadeyle somut olayın özelliğine göre ad değiştirme sebepleri de dikkate alınarak adın değiştirilmesi kararını veren hâkimin bu konuda değerlendirme yapma imkânı bulunmamaktadır. Nitekim bazı durumlarda ad değişikliği kararlarının ilan edilmemesinde üstün bir hukuki yararın bulunması mümkündür. Dolayısıyla bütün ad değişikliği kararlarının ilan edilmesi öngörülerek bu konuda hâkime takdir yetkisi tanınmaması da kişiler açısından ağır sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.
25. Bu itibarla kuralla ulaşılmak istenen meşru amaçtan kaynaklanan kamusal yarar ile bireylerin menfaatleri arasındaki makul dengenin bozulduğu, bu yönüyle kuralın kişisel verilerin korumasını isteme hakkına orantısız bir sınırlama getirdiği sonucuna ulaşılmıştır.
26. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13. ve 20. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.” değerlendirmelerine yer vermiştir.
Anayasa Mahkemesinin bu kararı yayımından 9 ay sona yürürlüğe gireceği kararlaştırılmış olup 01/01/2027 tarihi itibariyle isim değişikliği davaları yayınlanmadan yalnızca Nüfus Müdürlüğü’ne yapılan bildirim sonucunda nüfus kayıtlarının değiştirilmesi ile hüküm ve sonuç doğurması beklenmektedir. Ancak bu süreçte yeni yasal düzenlemeler ihdas edilmesi ihtimali her daim mevcuttur.
· ANAYASA MAHKEMESİ 25/11/2025 E. 2025/120 K.2025/270 sayılı kararı
· Anayasa Mahkemesinin 22/2/2024 tarihli ve E.2023/34, K.2024/60 sayılı kararı
· 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu
· 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu
· https://www.nevzattarhan.com/isminiz-kisiliginizi-olusturuyor.html
· AYM
Gönderiler
İş sözleşmesinin feshinde ihbar tazminatı şartları, yasal ihbar süreleri ve matrah hesaplama yöntemlerine dair Yargıtay kararlarıyla desteklenen hukuki makale
DEVAMINI OKU »Öncelikle madde metni üzerinden suçun nasıl düzenlendiğine bir bakmak kanunda yapılan değişiklikleri ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararını anlamak
DEVAMINI OKU »TBK 323 kapsamında kira ilişkisinin devri şartlarını öğrenin. İşyeri ve konut kirası farkları, yazılı rıza ve Yargıtay kararlarıyla devrin hukuki sonuçları.
DEVAMINI OKU »