Genel Hatlarıyla İş Kazası Kavramı

İş Kazası Kavramı

İŞ KAZASI KAVRAMI

 

İş kazası, sanayi devrimi sonrası dünya çapında yaygınlaşan makineleşme ve teknolojik gelişmeler neticesinde çalışma hayatında riskler doğması ile ortaya çıkmış bir kavramdır. Söz konusu risklerin önlenmesi için işyerinde gerekli tedbirleri almak, tüm işçilerin eşit şekilde sağlığını korumak ve elverişli şartları sağlamak yükümlülüğü işverene aittir. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinde temel amaç, çalışma yaşamında çalışanların sağlığına zarar verebilecek hususların önceden belirlenerek gereken önlemlerin alınması, rahat ve güvenli bir ortamda çalışmalarının sağlanması, çalışanların bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam iyilik halinin sağlanmasıdır.[1] WHO (Dünya Sağlık Örgütü) ve ILO (Uluslararası Çalışma Örgütü) ilkeleri doğrultusunda iş sağlığı ve güvenliği, işyerindeki işçilerin sözleşme türlerine bakılmaksızın tüm işçilerin fiziksel, ruhsal ve toplumsal sağlık, güvenlik ve refahlarının en yüksek düzeye çekilmesi ve meydana gelen seviyenin korunması, iş yeri şartlarının, çevresel etkilerin ve üretimin ortaya çıkardığı sağlığa aykırı sonuçların yok edilmesi, çalışanların ruhsal ve fiziksel bütünlüklerini bozacak risk faktörlerinin ortadan kaldırılması, işçilerin ruhsal ve fiziksel sağlıklarını koruyan iş ortamlarının meydana getirilmesi olarak tanımlanmaktadır (Bingöl, 2003: 455).

 

Ülkemizde iş kazaları en çok mesai başlangıcı ile bitimine yakın saatlerde meydana gelmektedir. Kazaya en çok el, bilek, ayak ve parmaklar maruz kalmaktadır.[2] Ülkemizde iş kazasında en fazla ölüm, kömür madenciliği, inşaat, metal ve taşımacılık sektöründe meydana gelmektedir.[3] ILO istatistiklerine göre dünyada, madencilik ve inşaat sektörlerinde en çok ölümün gerçekleştiği ikinci ülke Türkiye’dir. Nitekim geçtiğimiz 2022 yılında İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin hazırladığı rapora göre ülkemizde en az 1843 işçi, geçtiğimiz 10 yılda da en az 616 çocuk işçi iş kazası geçirerek hayatını kaybetmiştir. [4]

 

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 13. maddesine göre, iş kazası;

  1. Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
  2. İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle veya görevi nedeniyle, sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş veya çalışma konusu nedeniyle işyeri dışında,
  3. Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
  4. Emziren kadın sigortalının, çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
  5. Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özüre uğratan olaydır.

 

6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda iş kazası “İşyerinde veya işin yürütümü nedeniyle meydana gelen, ölüme sebebiyet veren veya vücut bütünlüğünü ruhen ya da bedenen engelli hâle getiren olay” olarak tanımlanmıştır. Bir olayın iş kazası olarak sayılabilmesi için işçinin sigortalı olması, kazazedenin hemen veya sonradan bedenen veya ruhen özre uğramış olması, sigortalının yer ve zaman itibariyle 5510/13. maddede sayılan hususlardan birine göre kazaya uğraması ve kazada illiyet bağının bulunma şartları birlikte aranmaktadır. Sayılı şartlardan işçinin sigortalı olması şartına ilişkin olarak iş kazası sigortasının kapsamında bulunan sigortalılar şu şekilde sayılabilir; hizmet akdi ile çalışanlar (4/a), kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar ile köy ve mahalle muhtarları (4/b), ceza infaz kurumları ile tutukevlerinde çalışanlar, aday çırak, çırak, stajyerler, harp malulleri ile vazife malullüğü aylığı bağlanmış malullerden kanunun 4. Maddesinin 1. Fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında çalışanlar, Türkiye İş Kurumu kursiyerleri, sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurtdışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri, intörn öğrenciler, tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışan sigortalılar, kanunda belirtilen şartlarda ev hizmetlerinde çalıştırılan sigortalılar.

 

İş kazası sigortasından sağlanan haklar ise şu şekilde sıralanır;

  • Sigortalıya geçici iş göremezlik süresince günlük geçici iş göremezlik ödeneğinin verilmesi,
  • Sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanması,
  • İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanması,
  • Gelir bağlanmış olan kız çocuklarına evlilik durumunda evlenme ödeneği verilmesi,
  • İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı için cenaze ödeneği verilmesi.

 

Sosyal güvenlikte iş kazası sigortasından yararlanılabilmesi için; kaza geçiren kişinin sigortalı olması, kaza sonucu bedence veya ruhça engelli hale gelmesi, kaza ile sonuç arasında uygun bir illiyet (nedensellik) bağının bulunması şartlarının bir arada bulunması gerekmektedir. Öte yandan iş kazası sigortası kapsamındaki bu haklardan yararlanabilmek için herhangi bir prim günü ve yaş şartı aranmamaktadır.

İŞ KAZASINDA SORUMLULUK

 

İşverenin gerekli iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini almaması nedeniyle meydana gelen iş kazası sebebiyle tazminat sorumluluğu ortaya çıkmaktadır. İşverenin, Kanuna ve sözleşmeye aykırı davrandığı nedeniyle isçinin bedensel bütünlüğünün ihlali, ölümü ve/veya kişilik haklarının zedelenmesine bağlı zararlarının tazmini, sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluk hükümlerine tabidir. (TBK.417/3) İşveren iş kazasının gerçekleştiğini, yetkili kolluk kuvvetlerine derhal ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na kazadan sonraki 3 iş günü içerisinde bildirmekle yükümlüdür. Akabinde SGK denetçileri ya da Bakanlık İş Müfettişleri vasıtası ile inceleme yapılarak iş kazası tespiti yoluna gidilir. İş kazası, işverenin kontrolü dışındaki yerlerde meydana geldiği takdirde iş kazası bildirim süresi, öğrenilen tarihten itibaren başlar. Geçici işçi çalıştıran işveren iş kazasını özel istihdam bürosuna derhal bildirmekle yükümlüdür. Tarım işçileri açısından süre, kazadan sonraki 2 gündür. 5510 sayılı Kanun’a göre 4/b’li olan sigortalı, iş kazasını bildirim yükümlülüğü altındadır. Sigortalı, geçirdiği iş kazası sebebiyle yaşadığı rahatsızlığının bildirim yapmasına engel olmayan günden sonraki en geç 3 iş günü içerisinde ve 1 ayı geçmemek şartıyla bildirim yükümlülüğü altındadır. İş kazası Kuruma bildirilmiş ise; iş kazasının tespiti, Kurumun (SGK) kontrol ve denetim ile yetkilendirdiği memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma (inceleme) yapılarak belirlenmektedir. Eğer kurumca olay, iş kazası olarak nitelendirilmez ise; işçi veya hak sahipleri iş kazasına ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna ihbarda bulunulacağı gibi, işveren aleyhine “iş kazasının tespiti” davası açabilme hakkına sahiptir.[5]

 

Bazı işverenlerce iş kazası kuruma bildirilmeyerek örtbas edilmeye çalışılmaktadır, bu durumda bildirim kaza geçiren işçi tarafından yapılmalıdır. Bildirim süresine uymayan veya bildirim yapmayan işverene söz konusu yükümlülüklerini yerine getirmediğinden işyerinde çalışan sigortalı sayısına ve işyerinin tehlike sınıfına göre farklılaştırılmış idari para cezası uygulanır. Eğer işveren iş kazası gerçekleştikten sonra usulüne uygun bildirimi gerçekleştirmezse, geç kalırsa ve bu sebeple sigortalı kaza yapan işçi herhangi bir sebepten ötürü mağdur olur veyahut vefat ederse işveren Sosyal Güvenlik Kurumu’na uğranan zararların tamamını ödemekle yükümlüdür. Öte yandan işveren tarafından, Kuruma bildirimi yapılmadan 5510 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılanlar, bir kazaya maruz kalsalar bile, uğranılan kaza iş kazası olarak nitelendirilecektir. Sigortalı sayılanların, iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolu yardımlarından yararlanabilmesi için sigortalının çalışması yeterlidir. Sigortalının yaşının küçük olması, olayın iş kazası sayılmasına engel olmaz.[6] Sigortalılık hakkı yasal bir hak olup aynı zamanda zorunludur. İşçi ile işverenin sigortalılığın yapılmayacağı konusunda yapacağı her türlü sözlü ve yazılı anlaşma geçersizdir. İş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına yakalanan sigortalı kaçak çalıştırılıyorsa ve geçirdiği iş kazası sonucu işvereni tarafından kuruma bildirilmemiş ise bizzat kendisi (vefatı halinde eşi, çocukları veya anne-babası) Kuruma yazılı bir dilekçe ile başvurabilirler.  Sigortalılık statüsünün oluşumu için herhangi bir şekil koşulu öngörülmemiştir. Resmi veya yazılı bir sözleşme biçimi şart değildir. Asıl olan sigortalının çalışmaya başlama durumudur. Eylemli olarak gerçekleşen bu durum sonucu sigortalılık statüsü kendiliğinden oluşur. (Yargıtay Kararı – 21. HD., E. 2009/1927 K. 2010/955 T. 8.2.2010)

 

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 23 üncü maddesi, “Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri Kurumca ödenir.” hükmündedir. Buna göre, sigortasız olarak çalışan işçinin iş kazası geçirmesi halinde iş kazasının denetmene bildirilmesi ve denetmen raporuna göre işlem yapılması gerekir. İlk işe girdiği gün iş kazası geçiren ve işe girişi Kuruma bildirilmeyen işçinin iş kazası geçirmesi halinde işe başladığı ve kaza geçirdiği gün itibariyle sigorta tescil işleminin yapılması, aynı gün için ödenen yevmiyesi üzerinden istirahatli olduğu günler için iş göremezlik ödeneğinin ödenmesi gerekmektedir.

SONUÇ

 

Ülkemizde iş kazaları hız kesmeden devam etmektedir. Bu kazaların her şeyden önce sosyal, politik ve iktisadi boyutları vardır. Sosyal devletin ortadan kaldırılması, kamu değerlerinin özelleştirilmesi, aşırı tüketimden kaynaklı aşırı üretimin zorlanması ile işçiler güvencesizlik içine itilmektedir. Kısa sürede yüksek kâr sağlamak amacıyla yapılan üretim projeleri, hızlı ve yüksek kazanç için yapılan üretim zorlamaları, bir yandan liyakatsiz kişilerin siyasal amaçlarla kilit mevkilere atanması ve diğer yandan da; bilinçli işçi denetiminin mevzuata bile gir(e)mediği üretim alanlarında kamusal denetimin iyice gevşetilmesi kazaların kaçınılmaz(!) hale gelmesine neden oluyor.[7]

 

KAYNAKLAR


[1] M. Merve MARMARA COŞAN, Sosyal Güvenlik Sistemimizde İş Kazası Ve Meslek Hastalığı Kavramı Ve İşverenin Hukuki Sorumluluğu (Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, 2017; 1

[2] Can Tuncay ve Ömer Ekmekçi, Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, Beta Yayıncılık, İstanbul 19.Bası, 2017, s.375.

[3] Sosyal Güvenlik Kurumu İstatistikler, www.sgk.gov.tr.

[4] https://www.isigmeclisi.org/20824-2022-yilinda-en-az-1843-isci-is-cinayetlerinde-hayatini-kaybetti

[5] YH Y21HD., 30.03.2015, 10913/667, www.sinerji.com (24.09.2019).

[6] Yalçın Bostancı, Yargıtay Kararları Işığında İş Kazası kavramı, Kamu-İş, C:8, S:1, 2005, s.4; http://www.kamu-is.org.tr/pdf/813.pdf ( E.T. 23.02.2017 ).

[7] https://www.isigmeclisi.org/20803-turkiye-de-is-kazalari-metehan-akbulut-ile-soylesi

BU İÇERİĞİ PAYLAŞIN

Abone ol
Bildir
guest
0 Yorum
En eski
En yeni
Satır İçi Geri Bildirimler
Tüm yorumları görüntüleyin

- YASAL UYARI -

yasal-uyari

MCT Hukuk Bürosu, sitede yer alan tüm bilgilerin, zaman içerisinde gelişim ve değişim gösterecek olan güncel hukuk sistemimize uyarlanacağına dair hiçbir garanti vermemektedir. Hukuki makalelerde yer alan bilgilerin dayandığı kanun hükümleri ve yargısal uygulamalar zaman içerisinde değişiklik göstermesi ihtimal dahilinde ve kaçınılmaz olup, ihtiyaç halinde yapılabilecek en doğru davranış, avukatınız ile birebir görüşmek ve destek almaktır. Bu anlamda tarafımızca hiçbir hukuki mesuliyet kabul edilmemektedir. Sitemizde yer alan bilgiler, mesleki dayanışma kapsamında meslektaşlar tarafından kullanılabilir. Ancak bu sitedeki yayınların haber sitesi vb. internet sitelerinde kullanılabilmesi için yayının alınmış olduğu kaynak açıkça gösterilmeli veya bu internet sitesine link verilmek suretiyle (backlink) kaynağa atıf yapılmalıdır; bu şartların sağlanmış olması halinde ayrıca MCT Hukuk Bürosu yetkililerinden izin alınmış olması gerekmemektedir.

KİTABIMIZ YAYINDA

OLAĞANÜSTÜ HAL HUKUKU