Anonim Şirketlerde Genel Kurul Kararlarının Geçersizlik Halleri
Anonim şirketlerde genel kurul kararları, kanun koyucunun belirlediği görev ve yetki sınırlarının dışına çıkılması durumunda niteliğine göre yokluk, butlan, iptal edilebilirlik veya askıda hükümsüzlük yaptırımlarıyla karşılaşabilir. Yokluk, bir kararın hukukî işlem olarak vücut bulabilmesi için gerekli olan toplantı yapılması ve karar alınması gibi kurucu-şeklî unsurların mevcut olmaması halini ifade eder ve bu durumlarda alınan kararlar hukuk aleminde hiç doğmamış sayılır. Kurucu unsurları tam olmasına rağmen içeriği emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, ahlaka veya anonim şirketin temel yapısına aykırı olan kararlar ise butlan (kesin hükümsüzlük) yaptırımına tabidir. Öte yandan, şeklen geçerli olan ancak kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eden kararlar iptal edilebilir niteliktedir ve bu sakatlık ancak üç aylık hak düşürücü süre içinde açılacak bir dava yoluyla ileri sürülebilir. Son olarak, hüküm doğurması imtiyazlı pay sahipleri özel kurulu gibi ek bir onaya veya tescil gibi dış bir unsura bağlı olan kararlar, bu şart gerçekleşene kadar askıda hükümsüzlük statüsünde değerlendirilir.

Genel Kurul Kararlarının İptali
Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptali, şeklen mevcut ve kurucu unsurları tam olan bir kararın kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırı olması durumunda başvurulan bir geçersizlik yoludur. İptal edilebilir nitelikteki kararlar, yokluk veya butlan yaptırımlarından farklı olarak, mahkeme tarafından iptal edilene kadar geçerli bir hukuki işlemin tüm sonuçlarını doğurmaya devam eder. Türk Ticaret Kanunu’nun 445. maddesi uyarınca düzenlenen bu davanın temel amacı, azınlık pay sahiplerinin haklarını korumak ve çoğunluğun sınırsız gücünü dürüstlük kuralı çerçevesinde denetim altında tutmaktır. Kanuna aykırılık kavramı sadece emredici hükümleri değil, aynı zamanda tamamlayıcı ve yorumlayıcı hukuk kurallarını da kapsamaktadır. Dürüstlük kuralına aykırılık ise kararın makul ve dürüst bir insanın davranış kalıplarına uymaması ve azınlığın menfaatlerine haklı bir sebep olmaksızın zarar vermesi halini ifade eder.
İptal davası açma hakkı kanunda sınırlı sayıda kişiye tanınmış olup; toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy veren ve muhalefetini tutanağa geçirten pay sahipleri bu hakkı kullanabilir. Ayrıca çağrının usulsüzlüğü, gündemin gereği gibi ilan edilmemesi veya yetkisiz kişilerin oy kullanması gibi usule ilişkin sakatlıkların kararın alınmasında etkili olduğunu (illiyet bağını) ileri süren pay sahipleri de, toplantıya katılmış olup olmadıklarına bakılmaksızın dava açma yetkisine sahiptir.[1] Şirketin yönetim kurulu bir bütün olarak veya kararın icrası kişisel sorumluluğuna yol açacaksa her bir yönetim kurulu üyesi de bireysel olarak iptal davası açabilir. Bu dava, karar tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde açılmalıdır. Mahkemece verilen iptal kararı yenilik doğurucu (inşai) bir hüküm olup, kesinleştiği andan itibaren kararı geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır ve tüm pay sahipleri için hüküm ifade eder
Anonim ortaklık genel kurul kararları, kanuna, anonim şirket esas sözleşmesine veya objektif iyiniyet kurallarına aykırıysa, bu durumda kanunen belirtilen kişiler üç aylık hak düşürücü süre içerisinde iptal davası açabilirler. İptal davası inşai nitelikte bir dava olup genel kurul kararının iptaline ilişkin mahkemece verilen hükmün kesinleşmesiyle birlikte, genel kurul kararı geçmişe etkili olarak ortadan kalkar.
İptal Sebepleri
Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptali, Türk Ticaret Kanunu’nun 445. maddesinde düzenlenen genel iptal sebepleri veya kanunun farklı bölümlerinde yer alan özel iptal sebeplerine dayanır. Genel iptal sebepleri; kararın kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırı olması şeklinde üç ana başlıkta toplanmıştır. Kanuna aykırılık kavramı sadece emredici hükümleri değil, aynı zamanda tamamlayıcı ve yorumlayıcı hukuk kurallarını da kapsamaktadır. Ancak somut bir olayda butlan ile iptal edilebilirlik arasındaki sınırı belirlemek için emredici hükümlerin niteliğine bakılır; sadece pay sahiplerinin menfaatini koruyan nispi emredici hükümlere aykırılık iptal nedeni sayılırken, kamu düzenini ilgilendiren mutlak emredici hükümlere aykırılık butlan (kesin hükümsüzlük) yaptırımına tabi tutulur.
Kanun koyucu, genel sebeplerin yanı sıra belirli durumlar için özel iptal sebepleri de öngörmüştür. Bu kapsamda, birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi yapısal değişiklik işlemlerini düzenleyen TTK m. 134 ile 190 arasındaki hükümlerin ihlal edilmesi durumunda, TTK m. 192 uyarınca özel bir iptal davası açılabilir. Bu özel davada hak düşürücü süre, genel iptal davasındaki üç aylık süreden farklı olarak, kararın Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilanından itibaren iki ay olarak belirlenmiştir. Bir diğer özel iptal sebebi ise TTK m. 1524 uyarınca sermaye şirketlerinin internet sitesi açma ve kanunen yapılması gereken ilanları bu sitede yayımlama yükümlülüğüne aykırı davranmasıdır; bu yükümlülüğün ihlali ilgili genel kurul kararlarının iptaline yol açmaktadır.[2]
İptal davasının kabul edilebilmesi için, özellikle çağrının usulsüzlüğü veya gündemin gereği gibi ilan edilmemesi gibi usule ilişkin aykırılıklarda, bu durumun kararın alınmasında etkili olması (illiyet bağı) aranır. Dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle iptal ise, alınan kararın haklı bir gerekçe olmaksızın azınlığın menfaatlerine zarar vermesi veya çoğunluğun oy hakkını kötüye kullanması durumlarında gündeme gelerek anonim ortaklıktaki menfaatler dengesini korumayı amaçlar.[3]
Genel Kurul Kararlarının İptali Davasında Yargılama Usulleri
Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptali davasında görevli mahkeme, uyuşmazlığın miktarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi’dir. Mahkemenin yetkisi ise şirketin ticaret merkezinin bulunduğu yer mahkemesi olarak belirlenmiş olup, bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin ve kesin niteliktedir. Bu nedenle, tarafların kendi aralarında yapacakları bir yetki sözleşmesiyle başka bir yer mahkemesini yetkili kılmaları hukuken mümkün değildir. Şirket merkezinin bulunduğu yerde ayrı bir ticaret mahkemesi bulunmuyorsa, dava Asliye Hukuk Mahkemesi’nde ticaret mahkemesi sıfatıyla görülür.
İptal davasını açabilecek kişiler (davacılar) kanunda sınırlı olarak sayılmış olup; toplantıda hazır bulunup karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten pay sahipleri birincil hak sahipleridir. Ayrıca, toplantı çağrısının usulüne uygun yapılmaması veya gündemin gereği gibi ilan edilmemesi gibi sakatlıkların kararın alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, toplantıya katılmış olup olmadıklarına bakılmaksızın dava açabilirler. Şirketin yönetim kurulu bir bütün olarak veya kararın icrası kişisel sorumluluğuna yol açacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri de münferiden davacı sıfatını haizdir.
Davanın davalı tarafı her zaman şirket tüzel kişiliğidir; davanın doğrudan yönetim kurulu üyelerine veya diğer pay sahiplerine yöneltilmesi durumunda dava sıfat yokluğundan reddedilir. Davada şirketi kural olarak yönetim kurulu temsil ederken, davanın yönetim kurulu tarafından açılması veya kurul üyelerinin çoğunluğunun davacı tarafta yer alması durumunda, menfaat çatışmasını önlemek amacıyla şirketi mahkemede temsil etmek üzere bir kayyım atanması zorunludur. İptal davası basit yargılama usulüne tabi olup, mahkeme karar tarihinden itibaren üç aylık hak düşürücü sürenin dolmasını beklemeden duruşmaya başlayamaz[4]
Süre Bakımından
Anonim şirket genel kurul kararlarının iptali için açılacak davalar, Türk Ticaret Kanunu uyarınca karar tarihinden itibaren üç aylık bir süreye bağlanmıştır. Bu süre, niteliği itibariyle bir hak düşürücü süre olup, mahkeme tarafından yargılamanın her aşamasında kendiliğinden (resen) dikkate alınmak zorundadır. Süreye ilişkin hükümler emredici nitelikte olduğundan, tarafların kendi aralarındaki bir sözleşmeyle veya esas sözleşme hükümleriyle bu sürenin kısaltılması ya da uzatılması hukuken mümkün değildir. Üç aylık hak düşürücü sürenin başlangıcı için kararın tescil veya ilan edilmesi şart olmayıp, toplantıya katılmayan pay sahipleri için dahi süre karar tarihiyle birlikte işlemeye başlar. Öte yandan, birleşme, bölünme ve tür değiştirme gibi yapısal değişiklik kararlarına karşı açılacak özel iptal davalarında süre, kararın ilanından itibaren iki ay olarak belirlenmiştir.
İptal Kararının Hüküm ve Sonuçları
Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptali davası sonucunda verilen kabul kararı, hukukî mahiyeti itibarıyla yenilik doğurucu bir niteliğe sahiptir. Bu karar kesinleştiği andan itibaren, iptal edilen genel kurul kararı geçmişe etkili olarak, yani kararın alındığı ilk andan itibaren hüküm ifade edecek şekilde hükümsüz hale gelir. İptal davası açılmış olması tek başına kararın icrasını durdurmaz; kural olarak genel kurul kararları mahkeme tarafından iptal kararına hükmedildiği ana kadar hukuka uygunluk karinesinden yararlanır ve tüm hukuki sonuçlarını doğurmaya devam eder. Ancak mahkeme, TTK m. 449 uyarınca yönetim kurulu üyelerinin görüşünü alarak kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verirse, yargılama süresince kararın uygulanması durdurulabilir.[5]
Mahkemece verilen iptal hükmü, sadece davanın tarafları için değil, tüm pay sahipleri ve onların külli halefleri bakımından bağlayıcı sonuçlar doğurur. Bu durum, kararın şirket içi bir “erga omnes” (herkese karşı) etkisi olduğunu gösterir ve kesin hükmün sadece tarafları bağlayacağına dair genel usul kuralına bir istisna teşkil eder. Verilen iptal kararı aynı zamanda yönetim kurulu ve üyelerini de bağlar; zira yönetim kurulu şirketi temsil eden ve kararları yürütmekle görevli olan organdır. İptal kararının kesinleşmesinin ardından yönetim kurulu, bu hükmün bir suretini derhâl ticaret siciline tescil ettirmek ve internet sitesi açma yükümlülüğü olan şirketlerde internet sitesine koymakla yükümlüdür.
İptal davasının reddedilmesi durumunda ise mevcut hukuki durumda bir değişiklik meydana gelmez; bu karar sadece davanın taraflarını ve onların külli haleflerini bağlayan alelade bir tespit hükmü niteliğindedir. Kabul kararının üçüncü kişilere etkisi bakımından ise, iptal hükmü kural olarak geçmişe etkili sonuç doğurmakla birlikte, iyiniyetli üçüncü kişilerin şirketle yaptıkları işlemler hukuk sistemi tarafından korunur. Üçüncü kişilerin bir hukuki işlem tesis ederken şirkete karşı açılmış bir iptal davası olup olmadığını araştırması beklenemeyeceğinden, bu kişilerin iyi niyetli olması halinde şirketle yaptıkları işlemlerin hükümsüzlüğü ileri sürülemez.
Kötüniyetli Dava Açılması Durumunda Sorumluluk
Anonim şirketlerde genel kurul kararlarına karşı kötüniyetli olarak iptal veya butlan davası açılmasının temel hukuki yaptırımı, davacıların bu sebeple şirketin uğradığı zararlardan müteselsilen sorumlu tutulmasıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun 451. maddesinde düzenlenen bu sorumluluk rejimi, kötüniyetli dava açılmasını bir haksız fiil (TBK m. 49) olarak nitelendirmekte ve caydırıcılık sağlamayı amaçlamaktadır.
Kötüniyetli dava açılması nedeniyle tazminat sorumluluğunun doğması için şu şartların bir arada bulunması gerekir:
- Davanın Reddedilmesi: Kötüniyet var olsa dahi, eğer mahkeme iptal talebini haklı bulup kararı iptal ederse bir tazminat sorumluluğu doğmaz; dolayısıyla öncelikle davanın mahkemece reddedilmiş olması şarttır.
- Kötüniyetin Varlığı: Davacının dürüstlük kuralına aykırı şekilde, sırf şirkete veya pay sahiplerine zarar verme kastıyla ya da davayı bir baskı ve yıldırma aracı olarak kullanarak kişisel menfaat sağlama amacıyla hareket etmiş olması gerekir.
- Zarar ve İlliyet Bağı: Kötüniyetli açılan bu dava sonucunda şirketin malvarlığında somut bir zararın meydana gelmiş olması ve bu zarar ile davacının kötüniyetli davranışı arasında uygun bir illiyet bağının bulunması zorunludur.
Bu kapsamda açılacak tazminat davasında davacı sıfatı esas olarak şirket tüzel kişiliğine aittir. Bununla birlikte, kötüniyetli iptal davası nedeniyle şahsen zarara uğrayan pay sahiplerinin de tazminat davası açma yetkisinin bulunduğu kabul edilmektedir. Mahkemece kötüniyetin tespiti halinde, davanın dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmesi sebebiyle esastan reddine karar verilir ve ardından tazminat süreci işletilir.[6]
KAYNAKÇA
– Prof. Dr. Reha POROY, Prof. Dr. Ünal TEKİNALP, Prof. Dr. Ersin ÇAMOĞLU “Ortaklıklar Hukuku II”
– Prof. Dr. Hasan PULAŞLI “Şirketler Hukuku Genel Esaslar”
– Prof. Dr. Oruç Hami ŞENER “Ortaklıklar Hukuku”
– Prof. Dr. Şafak NARBAY, Dr. Buğra KESİCİ Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi “Ticaret Ortaklıklarında Yapısal Değişiklik Kararına Karşı Öngörülen İptal Davası Üzerine “Karşılaştırmalı Bir İnceleme”
– Dr. Mehmet Arif TUĞ Türkiye Adalet Akademisi Dergisi “Yapısal Değişiklik Kararlarının İptali Davası ile Genel Nitelikteki İptal Davası Arasındaki İlişki”
[1] Şener “Ortaklıklar Hukuku” S.545
[2] Tuğ “Türkiye Adalet Akademisi Dergisi ”“YAPISAL DEĞİŞİKLİK KARARLARININ İPTALİ DAVASI İLE GENEL NİTELİKTEKİ İPTAL DAVASI ARASINDAKİ İLİŞKİ”
[3] Şener “Ortaklıklar Hukuku” S.547-548
[4] Şener “Ortaklıklar Hukuku” S.541
[5] Pulaşlı “Şirketler Hukuku Genel Esaslar” S.374
[6] Pulaşlı “Şirketler Hukuku Genel Esaslar” S.375

Av. H. Buğra MÜJDECİ
Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının iptali konusu ile ilgili bilgi almak için şimdi iletişime geçin!





