a

LinkedIn

Twitter

Copyright 2020 mcthukuk.com.
Tüm hakları mahfuzdur.

8:00 - 19:00

Çalışma Saatleri Pts. – Cum.

0312 284 16 61

Hukuki destek için arayın

LinkedIn

Twitter

Ara
Menu
 

ULUSLARARASI HUKUK BOYUTUYLA HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

ULUSLARARASI HUKUK BOYUTUYLA HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

            Bütün demokratik toplumların ortak belirleyici özelliği olması itibarıyla hukukun üstünlüğü, özgür ve müreffeh bir toplumun en önemli ön şartıdır. Günümüzde hukukun üstünlüğü, sosyal, ekonomik ve politik sonuçlarla doğrudan ilgili olduğu için, ulusal ve uluslararası boyutlarda bütün hukuksal ve siyasal tartışmaların odağında bulunmaktadır. Hukukun üstünlüğü kavramı, devletlerin ve hükümetlerin hukuksal ve siyasal karar ve hareketlerinin eleştirilmesi, takdir edilmesi, meşruluğu veya gayrimeşruluğunun tartışılmasında hukukçular, politikacılar, devlet adamları ve medya tarafından sıkça kullanılmasına rağmen, kavramın ne olduğu konusu hâlâ net olarak açıklanamamaktadır. Bu sebeple, bu makalede, devletin sınırları ötesinde bir değerlendirme yapmak suretiyle, daha öz ve açık bir hukukun üstünlüğü kavramı için daha geniş anlamda işlevsel bir tanımlama yapmaya ve kamu kudretini hukuk yoluyla düzenlemeye olan mutlak ihtiyaç hakkında farkındalığa katkı sağlamak amaçlanmıştır.

Şüphesiz, modern toplumların bu birincil ihtiyacı için devletin pozitif rol alarak, kuralları yerinde ve zamanında etkin ve doğru olarak uygulamasına, en az yöneten dinamik bir hukuk sistemini tesis etmiş olması kadar önem atfedilmektedir. Sadece devletin değil, aynı zamanda bireylerin ve toplumun bir bütün olarak yaklaşımı, tutum ve uygulaması hayati önemde görülmektedir.

Hukukun Üstünlüğüne İlişkin Temel Kavramlar

            Kapsayıcı ve kuşatıcı bir hukukun üstünlüğü kavramına ulaşabilmek için, kavramın tesisi ve uygulama alanının iki olmazsa olmaz şartı, hukuk ve devlet kavramlarını burada kısaca hatırlamakta fayda vardır.

1-Hukuk Kavramı

            Hukuk; bir kanunu veya kuralı ifadeden daha kapsamlı olmakla birlikte, hem esas hem de esasın uygulanmasına ilişkin bütün kurallar manzumesini ifade etmektedir. Kuşkusuz, bu kapsayıcı manzume statik bir durumu değil, aksine insan hayatındaki bütün gelişmeler doğrultusunda sürekli yenilenen bir dinamizmi ifade etmektedir. Hem hukukun tesisinde hem de uygulanmasında esas aktör olan devletin uyması gereken hukuk, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan, bireylere kendilerini ve işlerini kendi iradeleri doğrultusunda geliştirmelerine eşit imkân ve fırsat sağlayan hukuktur.

2-Devlet Kavramı

            Hukuk kavramından ve hukukun üstün kılınmasından bahsedebilmek temelde ancak bir devlet düzeni için geçerlidir. Diğer bir ifadeyle, hukukun üstünlüğünün siyasal hayata geçişi devletlerle mümkün olabilmektedir.

Devlet, egemen olduğu nüfus varlığı üzerinde kamusal güç kullanan bağımsız bir uluslararası hukuk tüzel kişiliğidir. Devletin hükümet etme gücü hem devletin ulusal hukukundan hem de uluslararası hukuktan kaynaklanmaktadır. Devlet, ülkesinde hukuksal işlemler kurduğu gibi uluslararası ilişkilerde de diğer egemen devletlerle eşit şartlarda hukuksal işlemler kurabilir ve yürütebilir. Bu anlamda devlet, uluslararası hukukun bir sujesidir. Dolayısıyla, devletin uluslararası bütün eylem ve işlemleri uluslararası hukuk içerisinde gerçekleşmektedir.

Hukukun Üstünlüğü Kavramı

            Hukuk literatüründe hukukun üstünlüğü kavramı, adalet yönetimi, güvenlik ve düzen gibi pek çok anlamda kullanılmaktadır. Bu yüzden hukukun üstünlüğü kavramı konusunda bir konsensus bulunmamaktadır

Genel kabule göre, hukukun üstünlüğü dar ve geniş olmak üzere iki anlamda değerlendirilmektedir. Dar anlamda hukukun üstünlüğü, kamu görevlileri ve bireylerin hukuka göre hareket edebilmelerini ve hukukla bağlı olmalarını ifade etmektedir. Diğer bir ifadeyle, yönetimin yaptığı her şeyi hukuk yoluyla yapmasıdır.

Geniş anlamda hukukun üstünlüğü ise, dar anlamda hukukun üstünlüğü kavramının temel unsurlarına ek olarak, insan hak ve özgürlükleri, demokrasi, hak ve/veya adalet ölçütleri ile açık ve serbest, istikrarlı bir ekonomik sistemin varlığını gerekli kılmaktadır. Bu anlamda hukukun üstünlüğü, devlete, hayatı bireyler için daha iyi kılacak, dağıtıcı adalet aracı dâhil, bütün tedbirlerin alınması ve uygulanması yükümlülüğünü yükler. Bu, kaçınılmaz olarak değişen şartlara ve bireysel ihtiyaçlara cevap verebilirliği de gerekli kılar.

Hukukun üstünlüğünün en temel unsuru insan hak ve özgürlüklerinin kurumsal olarak korunma altında bulunmasıdır. Bağımsız ve tarafsız yargı hakkı, haksız yere tutuklanmama hakkı, kanuna uygun tutuklamada adil yargılanma hakkı, kişisel güvenlik ve özgürlük hakkı ve siyasal iktidarın değişimine imkân veren açık ve adil seçimlerin gerçekleşmesi gibi kimi çekirdek ilkeler hukukun üstünlüğünü güçlendirmektedir

Hukukun Üstünlüğünü Tesis, Koruma ve Geliştirmenin Temel Gerekleri

            Bunların birincisi, toplumsal kültürle, reflekslerle ve davranış biçimleriyle ilgilidir. Bu anlamda kültür, hukukun üstünlüğü, yani hukukun hâkim olması veya hukukun yönetimi zorunluluğunun toplumun kamu ve özel bütün kesimlerinde genel kabul görmesidir.

İkincisi, herkesin erişebileceği evrensel, açık, bağımsız ve tarafsız, kurumsal bir yargı sisteminin varlığıdır.

Üçüncüsü, adil bir hukukun üstünlüğü sisteminin tesis edilmesi için, tek ve adil hukukun adil bir şekilde uygulanması gerekir.

Dördüncüsü, yönetenlere ve bireylere uygulanacak belirli kuralların varlığıdır.

Beşincisi, benzer durumlarda aynı kuralın aynı şekilde herkese eşit olarak uygulanmasıdır.

Altıncısı, yönetimin takdir alanını düzenleyen ve sınırlayan kuralların varlığıdır.

Yedincisi, hukuki güvenliktir ki öncelikle temelde bireysel hak ve özgürlüklerin güvenceye alınmasını gerektirir.

Nihayet, hukukun üstünlüğü için siyasal sistemin kuvvetler ayrılığı ilkesine göre dizaynı zorunlu ise de yeterli olduğu söylenemez. Çünkü siyasal sistem içerisinde bir parti aynı zamanda hem yasama işlevini ve hem de yürütme işlevini ele geçirme imkânına sahip olabilir.

Hukukun Üstünlüğünün İşlevleri

            Esasta, ulusal boyutta hukukun üstünlüğünün temelde iki işlevi bulunduğu söylenebilir: Bu işlevlerin birincisi, pozitif hukuka uyulması ve yasama yetkisinin sınırlandırılması suretiyle kamu otoritelerinin sınırlandırılmasıdır. İkincisi ise, kamu düzenini tesis etmesi ve özel alanları düzenlemesidir. Hukukun her şeyi düzenlemesi veya kapsaması şüphesiz gerekmemektedir. Ancak, hukuk modern demokratik bir toplumda gelişen insan ihtiyaçlarını karşılayacak yeterlikte bulunmalıdır. Diğer taraftan, hukukun üstünlüğü kavramını sadece ulusal boyutta değerlendirmek hukukun üstünlüğünden murad erdemleri açıkça eksik kılar. Hukukun üstünlüğünün uluslararası boyutta da önemli işlevleri bulunmaktadır. Bu bakımdan hukukun üstünlüğü, hukuksal, sosyal ve siyasal bir sistemler bütünü olarak ifade edilebilir. Bu sistemin etki ve nüfuz alanı devletlerden öte uluslararası örgütleri hatta bir bütün olarak uluslararası toplumu da kapsamaktadır. Hukukun üstünlüğü, bireylere, hükümetin haksız müdahalesi ve etkisi olmaksızın, seçme ve kendi amaçları doğrultusunda hareket etme özgürlüğü sağlayarak bireysel özgürlük alanının genişlemesine yol açmaktadır. Hukukun üstünlüğü, hukuksal güvenlik sağlamak suretiyle, kişilerin potansiyellerini maksimum düzeyde faydaya dönüştürmelerine uygun zemin hazırlar. Hukukun üstünlüğü hukuk kurallarının herkese eşit olarak uygulanmasını sağlamak suretiyle adaleti sağlamaktadır. Bu, hukukun üstünlüğünün ayrılmaz bir unsuru, adaletin temel gereklerindendir. Aksi halde, bir kişinin kimliği veya statüsü gibi özelliklerinin hukuk kuralının yorumlanması veya uygulanmasında etki yapması adil olmayan sonuçlara ulaştırır. Kısaca, hukuk yoluyla herkese eşit adalet sağlanması suretiyle barış içinde bir sosyal düzenin tesisi ve korunması beklenir. Hukukun üstünlüğü, bireyleri koruduğu gibi, ayrıca, sosyal, kültürel, etnik veya dinsel açılardan çoğulculuğun bulunduğu toplumlarda hükümetin baskısına karşı toplumsal uyumun ve bütünlüğün korunmasını sağlar. Çoğulcu bir ortamda, herkesin hoşgörü, barış ve ahenk içerisinde birlikte yaşamasına imkân verir. Nihayet hukukun üstün tutulması ile kişilerin emek ve nitelikleri adil bir karşılık bulur. Dolayısıyla, hukukun sağladığı güvenli ortamda pek çok alanda ilerleme imkân ve fırsat bulur.

SONUÇ

             Açıkça görüldüğü üzere, hukukun üstünlüğü sadece ihtiyaç halinde güvenli bir liman değil, fakat aynı zamanda herkes için, uluslararası hukukun sujeleri için bir yaşam alanı, bir yaşam biçimidir. Hukukun üstünlüğü çağdaş toplumlarda her probleme tam olarak çözüm olmamakla birlikte, sorunları en aza indirdiği, barışı ve adaleti sağladığı, bireysel hak ve özgürlükleri ideal anlamda yaşanır kıldığı varsayılır. Bu varsayım, hukukun üstünlüğü fikrinin ulusal düzeyde bir genel kültür ve refleks haline gelmesi ölçüsünde gerçek hayata yansır. Bu da ancak, herkes için kişisel hak ve özgürlüklerin en geniş anlamda garanti edildiği, uluslararası hukukla bütünleşik ulusal düzeyde bir anayasal güvence sistemi ile mümkün olabilir. Şu halde, Türkiye’de yeni anayasa, hukukun üstünlüğü temelinde devletin her işlevine tam anlamda egemen kılınmış hukukun üstünlüğünün bir güvence sistemi olmalıdır